Türkiye'nin en önemli tarım merkezlerinden biri olan ve "tahıl ambarı" olarak bilinen Konya Ovası, son yıllarda varlığı giderek hissedilen ve her geçen gün sayıları artan obruklar ile karşı karşıya kalmış durumda. Bölgedeki en büyük çevresel sorunların başında gelen bu durum, yeraltı su kaynaklarının bilinçsizce ve kontrolsüz bir şekilde tüketilmesinden kaynaklanıyor. Uzmanlar, havzadaki su dengesinin bozulmasının hem tarım alanlarını hem de yerleşim yerlerini doğrudan tehdit ettiğinin altını çiziyor.
Yeraltı Su Seviyesindeki Hızlı Düşüş Gerilmeleri Tetikliyor
Havzada yeraltı su seviyesinin her geçen yıl gözle görülür biçimde düştüğü, özellikle tarımsal sulama dönemlerinde bu düşüşün doruk noktaya ulaştığı ifade ediliyor. Tarımsal sezonun sona ermesiyle birlikte seviyede kısmen bir yükselme yaşanıyor olsa da, sürekli yaşanan bu dalgalanmalar zemindeki fiziksel dengeleri altüst ediyor. Seviyenin düşmesiyle birlikte gevşek örtü malzemesi içerisindeki efektif gerilme azalıyor ve taneler arasındaki sıkışmalar, kendini ya derin obruklar ya da tehlikeli yer çatlakları olarak gösteriyor.
Doğal birer yeryüzü şekli olan obruklar, insan hayatını, yerleşim alanlarını, enerji iletim hatlarını, tarım arazilerini, karayolları ve demiryollarını etkilemeye başladığı andan itibaren ciddi birer tehlike unsuru haline geliyor. Beklenmeyen noktalarda dahi ortaya çıkabilen bu yapılar, özellikle Karapınar, Çumra, Karatay ve son dönemde Seydişehir gibi ilçelerde riskin boyutunu gözler önüne seriyor.
140 Bine Ulaşan Belgesiz Kuyu Varlığı Büyük Tehdit
Havzdaki su krizinin arkasındaki en temel insan kaynaklı faktörlerden biri de denetimsiz su çekimi. Devlet Su İşleri'ne ait kooperatif kuyuları ve belgeli kuyuların yanı sıra, toplam sayının üç katına ulaşan belgesiz ve kaçak kuyular en büyük yarayı açıyor. Yaklaşık 35 bin belgeli kuyuya karşılık 140 bine ulaşan belgesiz kuyu varlığı, su kaynaklarını ve bölge ekolojisini büyük bir çıkmaza sürüklemektedir. Herhangi bir teknik nezaretten yoksun, jeoloji mühendisliği desteği alınmadan açılan bu kuyular, sadece yeraltı su seviyesini hızla düşürmekle kalmıyor.
Aynı zamanda kapalı geçilmesi gereken tuzlu ve niteliksiz suların alt katmanlardaki kaliteli sularla karışmasına yol açarak su kalitesini tamamen bozuyor. Çiftçilerin sulama amacıyla çektiği su dahi artık ne tarıma ne de insani tüketime elverişli nitelik taşıyor. Bu durumun önüne geçilebilmesi için devletin ilgili kurumlarının acil ve sıkı önlemler alması, yeraltı suyu kullanımının mutlaka denetim altına alınması gerektiği vurgulanıyor.