Konya Bedesteni’nin dar ve buram buram tarih kokan sokaklarında yürürken, eskiler hâlâ o berrak çekiç seslerini arar. Aziziye Camii’nin gölgesinde, Şeyh Ahmet Efendi Çarşısı’nın serinliğinde geçen yıllar; dürüst ticaretin, Ahilik geleneklerinin ve insan biriktirmenin en zarif örneklerine tanıklık etmiştir. İşte o sokakların yetiştirdiği, hazırcevaplığıyla yüzleri güldüren, bilgeliğiyle gönülleri fetheden Zeki Dayı (Zeki Baykan), arkasında unutulmaz hatıralar bırakarak bu gök kubbede hoş bir sadâ bıraktı.
Bir Etli Ekmek İddiasından Doğan Ömürlük İlkeler
Zeki Dayı’nın hikâyesi, tahta merdivenli Necati Bey Mektebi’ni bitirip bakırcı Hasan Usta’nın yanında çırak olarak işe başladığı o kış günlerinde filizlendi. Ateşi harlandıran körüğü hevesle asılan bu genç solak çırak, kalfasının "On bardak su içene etli ekmek!" iddiasını kazanacak kadar kararlıydı. Ancak mideye dolan suyun ağırlığıyla etli ekmeği hemen değil, hakkı helaliyle ertesi gün isteyecek kadar da basiretliydi. Aradan onlarca yıl geçtikten sonra dükkân dükkân gezip vakit öldüren o kalfaya, "Esnaf dükkânında sivrisinek bile yük olur, meşgul etme insanları!" diye gürlerken aslında dünün çırağı, bugünün sözü dinlenir ahisi olmuştu.
Tartısının Kefili, Sözünün Senedi Bir Ticaret Ahlakı
1941 yılında Toroslar’ın zirvesinden, Taşkent’ten Konya’ya uzanan çileli göç yolculuğu; Çaybaşı Mahallesi’nin kerpiç evlerinde kök saldı. Zorluklar ve yoksulluk içinde büyüyen Zeki Dayı, ticarete başladığı ilk günden itibaren paraya değil, insana değer verdi. Çikolatanın ambalaj gramajını daradan düşecek kadar titiz, müşterisine taşıyamayacağı malı satmayacak kadar merhametliydi. Pazar yerlerinde turfanda meyve çıktığında pahalılığına bakmadan çoluk çocuğuna rızık götürür, ustası Hasan Usta’nın kulağına küpe ettiği "Ucuzlayınca herkes alır, önemli olan hevesi zamanında yaşatmak" öğretisini hayat boyu sürdürürdü.
Unutulmaz Bir Nükte: "Bende Ne Roman Var Ne Hikâye!"
Toptancılar Çarşısı’ndaki ağaçların diplerinin asfalt artıklarıyla kaplandığını görünce belediyeyi arayıp "Ağaçlar canlıdır, su ister" diye direten Zeki Dayı, telefondaki görevlinin "Beyefendi çok romantiksiniz" demesi üzerine tepesi atıp: "Bana bak kızım! Bende ne roman var ne hikâye. Yaş seksene dayandı. Sen bu ağaçların suyunu iletecek misin iletmeyecek misin?" diyerek çevre duyarlılığını kendine has mizahıyla birleştirmişti.
Dargınları Barıştıran, Gençlerin Yolunu Açan Bir Bilge
Sadece kendi işine bakan bir esnaf değildi O. Mahallenin camisi, Kur'an kursunun eksikleri ondan sorulur; Ramazan geldi mi hayırsever esnafın önüne düşüp yardım toplardı. Gönülsüz babaları ikna edip gençleri evlendirir, "Bizim çocuklar da cumalık, vakti gelince namaza başlarlar" diyerek müsamahanın en güzel örneğini sergilerdi. Kız isteme merasiminde karşı tarafın Adana burması bilezik ısrarına karşı, "Siz de geçenlerde oğlan evlendirdiniz, getirin bir numune görelim nasılmış" cevabıyla tatlı sert diplomasisini konuştururdu.
Çaybaşı’nın Asma Altından Arş-ı Âleme
Ömrünün son yıllarında Çaybaşı’ndaki evinin bahçesinde, asma altı gölgesinde torunlarına meyve silkeleyen Zeki Dayı, pandemi döneminin eve kapatan günlerinde camilerden ve çarşısından uzak kalmanın hüznünü yaşadı. 23 Ağustos 2020 sabahında, ardında dürüst bir esnaf ve örnek bir aile babası portresi bırakarak dualarla ebediyete uğurlandı. Konya çarşısı bugün hâlâ onun tatlı dilini, hazırcevaplığını ve bir Ahilik timsali olan duruşunu saygıyla yâd ediyor.
Zeki Dayı (Zeki Baykan) — Kronolojik Yaşam Yolculuğu (1938 – 2020)
-
1938 — Dünyaya Geliş (Taşkent): Toroslar'ın zirvesinde doğdu. Çalışkanlıkla geçecek bir ömrün ilk adımı atıldı.
-
1941 — Konya'ya Göç ve Çaybaşı: Konya'ya göç edilip bir ömür yurt edinecekleri Çaybaşı Mahallesi'ne yerleşildi.
-
1950'ler Başı — Bakırcı Çıraklığı: Necati Bey Mektebi sonrası Bakırcı Hasan Usta'nın yanında solak çekiç sallamaya başladı; meşhur "10 bardak su ve etli ekmek" iddiası yaşandı.
-
1954 - 1955 — Kendi Dükkânı ve Askerlik: Eski Buğday Pazarı'nda ilk dükkânını açtı, askerliğini Trakya (Malgara) ve Aslanlı Kışla'da yaptı.
-
1960'lar — Aziziye & Ahmet Efendi Çarşısı: Şeyh Ahmet Efendi Çarşısı'nda attarlığa geçti, vefat eden ağabeyinin ailesinin sorumluluğunu da üstlendi.
-
1980 — 12 Eylül İhtilali Günleri: Sıkıyönetim şartlarında evlatlarının geleceği için endişelendi; oğlu Mehmet'in meşhur "Bond Çanta" olayı yaşandı.
-
1983 — Toptancılar Çarşısı'na Geçiş: Ticaretini Toptancılar Çarşısı'na taşıdı ve 2020'ye kadar burada toptancılık yaptı.
-
1990'lar - 2000'ler — Çarşının Bilge Dayısı: Dargınları barıştırdı, hayır işlerine öncülük etti, nükteleriyle hafızalara kazındı.
-
23 Ağustos 2020 — Vefatı ve Hoş Sadâ: 82 yaşında sabah ezanlarında ebediyete uğurlandı.