İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) öncülüğünde yürütülen ve iki yıl süren scientifique çalışmada, Türkiye’deki 25 ana havzadan 15’i detaylıca incelendi.
Konya, Fırat-Dicle, Sakarya ve Susurluk’un da aralarında bulunduğu bu havzalar, alanlarının en az yarısında uzun dönem ortalama kar su eş değerinin 20 mm ve üzerinde olması nedeniyle seçildi.
2007 Sonrası Sıcaklık Etkisi Öne Çıktı
Araştırma, 2007 yılından itibaren kar kuraklığı rejiminde belirgin bir kırılma yaşandığını gösteriyor. Yağış azlığına dayalı klasik kuraklık anlayışı yerini, yükselen sıcaklıkların tetiklediği yeni bir döneme bıraktı.
Sıcaklık artışı nedeniyle yağışlar kardan ziyade yağmur şeklinde düşüyor ya da biriken kar örtüsü mevsiminden önce eriyor.
En Tehlikeli Tür: Sıcak-Kurak Kar Kuraklığı
Çalışmada kar kuraklığı üç farklı başlıkta incelendi:
-
Kuru Kar Kuraklığı: Yalnızca yağış azalmasıyla oluşuyor (Yıllık etki alanı: %3).
-
Sıcak Kar Kuraklığı: Yağışın kar yerine yağmur olarak düşmesi (Yıllık etki alanı: %8).
-
Sıcak-Kurak Kar Kuraklığı: Yağış azlığı ve sıcaklık artışının bir arada görülmesi (Yıllık etki alanı: %13).
Sıcak-kurak türü, incelenen 15 havzanın tamamında etkisini gösterirken su kaybının en yüksek yaşandığı kategoriyi oluşturdu.
2 Bin Metrenin Altındaki Risk Büyüyor
Araştırma sonuçlarına göre, kar kuraklığı olmasa dahi kar hacminin yaklaşık %70’i 2 bin metrenin altındaki kotlarda depolanıyor.
Ancak sıcak kar kuraklığında 2 bin metrenin altındaki alanlarda kar su eş değeri %74 azalırken, 2 bin ila 3 bin metre arasında bu kayıp %19 seviyesinde kalıyor. Sıcak-kurak kar kuraklığında ise toplam kayıp %79’a ulaşıyor.

Doğal Depolar Erkenden Boşalıyor
İncelenen havzalarda akışın %44,7’si kar erimesinden sağlanıyor. Erken erime, yaz aylarına su taşıyan doğal rezervuarların vaktinden önce tükenmesi anlamına geliyor.
Uzmanlar, su yönetiminde artık sadece "ne kadar suyumuz olduğu" bilgisiyle hareket edilemeyeceğini, suyun "ne zaman kullanılabilir olduğu" gerçeğinin de hesaba katılması gerektiğini vurguluyor. Bu durum tarımsal sulama, baraj dolulukları ve hidroelektrik üretimi için kritik önem taşıyor.





