Konya Ticaret Odası Stratejik Araştırmalar Merkezi (KOSAM), Türkiye ekonomisi ve üretim sektörlerinin geleceğini yakından ilgilendiren kritik bir çalışma hazırladı. “Bir Milyon Soydaş Göçmen İşgücünün Türkiye’ye Sosyo-Ekonomik Etkileri” isimli raporda, önümüzdeki süreçte Türkiye’nin yaklaşık 1 milyon kişilik ilave işgücüne ihtiyaç duyabileceği vurgulandı.
Özellikle Suriyelilerin ülkelerine olası dönüşleriyle oluşabilecek çalışan açığının, sanayi ve üretim çarklarını aksatmaması adına Türk Cumhuriyetlerinden gelecek planlı göçlerle dengelenebileceği belirtildi.
Almanya ve İtalya Örneği: İşgücü Rekabeti Kızışıyor
Gelişmiş ülkelerde nüfusun yaşlanması ve doğum oranlarının düşmesi, dünya genelinde büyük bir çalışan krizini beraberinde getiriyor. Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, İtalya’nın 2028’e kadar 500 bin, Almanya’nın ise 2035’e kadar 7 milyon nitelikli çalışana ihtiyaç duyduğunu hatırlattı.
Türkiye’nin de benzer risklerle karşı karşıya olduğunu ifade eden Öztürk; sanayi, tarım, hizmet ve teknoloji alanlarındaki ihtiyacı karşılamak için daha rasyonel, planlı ve şeffaf bir adımla hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.
Soydaş Göçmenler İçin "Mavi Kart" Benzeri Model
Rapordaki en dikkat çekici politika önerilerinden biri, Avrupa’da uygulanan sistemlere benzeyen "Türk Soylu Kart Modeli" oldu.
Önerilen bu yeni sistem kapsamında öne çıkan adımlar şunlar:
-
Nitelik Odaklı Seçim: Başvurularda adayların eğitim, mesleki yeterlilik ve dil seviyesi kriterlerine bakılması,
-
Dijital Eşleştirme: İşverenler ile çalışmak isteyen soydaş işgücünü güvenli bir ortamda buluşturacak dijital bir platform kurulması,
-
Mesleki Eğitim: İŞKUR iş birliğiyle piyasanın ihtiyacına uygun beceri kazandırma programları düzenlenmesi,
-
Vatandaşlık İmkânı: Türkiye’de belirli süre çalışıp üretime katkı sunan ve toplumsal uyum sağlayan bireylere uzun vadede vatandaşlık yolunun açılması.
Ortak Dil ve Kültür Sayesinde Hızlı Uyum
Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan gibi kardeş ülkelerden gelecek işgücünün Türkiye için stratejik bir fırsat sunduğunu belirten Öztürk; ortak tarih, dil birliği ve kültürel yakınlığın toplumsal kabulü artıracağını ve entegrasyonu hızlandıracağını ifade etti.
Türkiye’nin 1,60 trilyon doları aşan GSYH ile Türk dünyasının en büyük ekonomisi olduğunu hatırlatan Öztürk, kontrollü ve rasyonel bir göç yönetimiyle sanayinin uluslararası alandaki rekabet gücünün katlanacağını belirtti.





