Akaryakıtta milyonlarca vatandaşı ilgilendiren kritik eşik yaklaşıyor. Motorin fiyatlarının 100 TL seviyesine dayandığı Türkiye'de, akaryakıttaki zamların bir bölümünü bugüne kadar perdeleyen eşel mobil sistemi yılbaşında sona erecek.

Bu kararın anlamı basit: Devlet, akaryakıttaki maliyet artışının bir bölümünü ÖTV gelirinden karşılamayacak. Petrol yükseldiğinde veya döviz kuru maliyeti artırdığında oluşan farkın daha büyük bölümü artık doğrudan pompaya yansıyabilecek.

Yani bugüne kadar devletin vergi gelirinden yaptığı fedakârlıkla yumuşatılan fatura, yeni dönemde daha doğrudan vatandaşa çıkacak.

Eşel mobil kalkınca ne olacak?

Sistemin çalışma mantığı aslında oldukça netti.

Akaryakıtın maliyeti yükseldiğinde devlet, ÖTV'den aldığı payı azaltarak artışın tamamının tüketiciye yansımasını engelliyordu.

Basitçe: Petrol ve kur yükseliyor → akaryakıt maliyeti artıyor → ÖTV'den fedakârlık yapılıyor → pompadaki artış frenleniyor. Yılbaşında ise bu fren mekanizması devreden çıkıyor.

Maliyet yükselirse, bunun pompaya yansıma alanı genişleyecek.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta şu: Eşel mobilin kalkması tek başına belirli bir miktarda zam geleceği anlamına gelmiyor. Pompada oluşacak fiyat; petrol, döviz kuru, vergiler ve diğer maliyetlere bağlı olacak.

Ancak maliyet şoklarının tüketiciye aktarılmasını sınırlayan önemli bir tamponun ortadan kalkması, akaryakıt fiyatlarını daha hassas hale getirecek.

Motorindeki artış market rafına kadar gidecek

Asıl büyük mesele ise burada başlıyor.

Motorin yalnızca otomobillerin deposunda kullanılmıyor. Kamyon, tır, ticari araç, traktör, otobüs ve çok sayıda iş makinesi motorinle çalışıyor.

Dolayısıyla pompada başlayan maliyet artışı, yolda kalmıyor.

Motorin artıyor → nakliye pahalanıyor → ürünün taşıma maliyeti yükseliyor → üretim maliyeti artıyor → tüketici fiyatı baskı altında kalıyor.

Tarladan çıkan ürünün hale, fabrikaya giden hammaddenin tesise, fabrikada üretilen ürünün markete taşınması için yakıt gerekiyor.

Bu nedenle akaryakıtta yaşanacak maliyet artışı, gıda ve temel tüketim ürünlerinden sanayi ürünlerine kadar geniş bir alanda hissedilebilecek.

Çiftçinin deposu da yanacak

Motorin fiyatı çiftçi için doğrudan bir üretim maliyeti.

Traktör, biçerdöver ve tarım makineleri çalışmak için yakıt tüketiyor. Mazot pahalandığında tarlayı sürmenin, ekim yapmanın ve hasada gitmenin maliyeti de yükseliyor.

Üretici açısından mesele yalnızca “depoyu kaça dolduracağı” değil.

Mazot maliyeti yükseldikçe üretim hesabı da yeniden yapılacak.

Bu maliyetin ürün fiyatına ne ölçüde yansıyacağı ise ürün, üretim koşulları ve piyasa fiyatlarına göre değişecek.

Otobüs, dolmuş, servis... Hepsi etkilenecek

Akaryakıt faturası büyüdükçe şehir içi ve şehirlerarası taşımacılık da baskı altında kalacak.

Belediye otobüsleri, dolmuşlar, servisler ve şehirlerarası otobüs firmalarının en önemli gider kalemlerinden biri yakıt.

Motorindeki maliyet artışının kalıcı hale gelmesi durumunda işletmeler açısından tarife değişiklikleri gündeme gelebilecek.

Vatandaş ise aynı anda iki taraftan sıkışabilir:

Özel araç kullanıyorsa yakıt maliyeti artacak; toplu taşımadaysa işletme maliyetlerindeki artış tarifelere yansıyabilecek.

Yılbaşında akaryakıtta yeni hesap

Eşel mobilin sona ermesiyle birlikte akaryakıt fiyatlarında devletin ÖTV üzerinden sağladığı tampon ortadan kalkmış olacak.

Bu nedenle yeni yılda gözler yalnızca petrol fiyatlarında veya döviz kurunda değil, pompa fiyatlarının bu değişimlere nasıl tepki vereceğinde olacak.

Motorin bugün 100 TL sınırında seyrederken asıl soru artık şu:

Petrol veya kur yeniden sert yükselirse, bu kez faturanın ne kadarı pompaya yansıyacak?

Cevabı belirleyecek en önemli değişikliklerden biri ise eşel mobil döneminin sona ermesi olacak.