Konya Ovası'nda yıllardır süregelen ve tarımsal yaşamı tehdit eden obruk oluşumları, korkutucu boyutlara ulaştı. Bölgede yürütülen son envanter çalışmalarına göre, Konya Kapalı Havzası'ndaki toplam obruk sayısı 740'ı geride bıraktı. Dev çöküntülerin en çok görüldüğü Konya genelinde obruk sayısı 700'e ulaşırken, komşu iller Karaman'da 25-30, Aksaray'da ise 8-10 civarında çöküntü tespit edildi.

Karapınar Bölgesinde Risk Kırmızı Alarm Veriyor

Konya Teknik Üniversitesi Obruk Uygulama ve Araştırma Merkezi uzmanlarından Prof. Dr. Fetullah Arık, artış grafiğinin ürkütücü tablosuna dikkat çekti. Geçtiğimiz yıllarda Konya genelinde 600 civarında olan sayı hızlı bir tırmanışla 700'e dayandı. Risk haritasının en sıcak noktası olan Karapınar'da ise 2020 yılında 500 civarında olan obruk sayısı bugün 600'e yükseldi. Bölgedeki tehlikenin boyutlarını netleştirmek adına AFAD koordinasyonunda obruk tehlike ve duyarlılık haritaları hazırlanmaya devam ediyor.

Konya da Risk Altında: Türkiye’de 20 Sismik Boşluk Fay Hattı Var
Konya da Risk Altında: Türkiye’de 20 Sismik Boşluk Fay Hattı Var
İçeriği Görüntüle
Konya'nın yüzde 47,8'i risk altında
Foto Galeri: Konya'nın yüzde 47,8'i risk altında
İçeriği Görüntüle
Konya'da hangi ilçe ne kadar tehlikede? İşte Konya'nın deprem risk bölgeleri
Foto Galeri: Konya'da hangi ilçe ne kadar tehlikede? İşte Konya'nın deprem risk bölgeleri
İçeriği Görüntüle

Yer Altı Sularının Bilinçsiz Kullanımı Süreci Hızlandırıyor

Devasa çukur ve mağaraların oluşumunda bölgenin doğal jeolojik yapısı başrolü oynuyor. Yer altındaki çözünebilir kireç taşlarının suyla teması zamanla dev mağaralar oluşturuyor; bu mağaraların tavanı üstteki tarlaların ağırlığını taşıyamayınca aniden çökme yaşanıyor. Doğa şartlarının yanı sıra iklim değişikliği kaynaklı kuraklık ve tarımsal sulama için aşırı yer altı suyu kullanımı bu süreci gözle görülür şekilde hızlandırıyor.

Depremler Çökmeyi Tetikliyor mu?

Uzmanlar, fay hatlarının yer altı sularının akışını kolaylaştırdığını ve sarsıntıların mevcut boşluklarda çökmeyi tetikleyebildiğini belirtiyor. Bazı depremlerin ardından yeni obrukların belirdiği gözlemlense de, obrukların tam oluşum anlarına dair geçmişe dönük kesin kayıtlar bulunmadığı için deprem ve obruk arasındaki doğrudan ilişki bilimsel olarak henüz netleştirilebilmiş değil.